YÜKLENİYOR
innovative
works from
digital father
You must feel while designing.
It doesn't matter that the client didn't like your work.
The important thing is you give a work to your client that you are proud of.
Grow a respect to what you are doing!
award1 pointerHoverItem award2 pointerHoverItem
CHERNOBYL
Ağustos 24

CHERNOBYL

CHERNOBYL

24 Ağustos | 41 |
Merve Demirer
Merve Demirer | @mervedemirer Social Media Copywriter

 

                                                                                                                                                         *26 NİSAN 1986 01:23

 

          CHERNOBYL *

26 Nisan 1986 yılı saat gece yarısı 1’i 23 geçe Sovyetler Birliğinde yer alan Nükleer Enerji Santralinin rutin güvenlik testinin gerçekleştirileceği gece. Hazırlıklar yapılmış, tüm ekip testin başlatılmasını bekliyor. Ekibi yönlendiren nöbetçi şef mühendisin ilerlettiği bu organizasyon içerisinde ters giden bir şeyler vardı. Çalışanlar duruma müdahale edemediler ve verilen emirleri harfiyen yerine getirmeye mecbur bırakıldılar. Önce elektrik devreleri çalışmayı durdurdu, kontrol merkezindeki mühendisler duruma anlam veremediler. Şehir sonsuz bir uykuya çoktan dalmıştı bile. O gece 31 kişi hayatını kaybetmiş. Şehrin geri kalanı durumdan habersiz.. Bir bebek o gece hiç uyumamış, bir köpek hiç bırakmamış havlamayı, bir kadın sabahlamış eşinin işten dönmesini beklerken. Sonra ne o bebek uyumuş bir daha, ne kadının eşi dönebilmiş işinden, ne de köpeğin sesini duyan olmuş bir daha o geceden sonra. Atmosfere 50 ton nükleer yakıt yayılmış, dile kolay Hiroşima’da yaşanan patlamadan 200 kat daha etkili olduğu söyleniyor. 27 Nisan 1986 14:00’da bölgede yapılan bir anons sonrası kent boşaltılmış, evler, okullar ve parklar öylece bırakılmış. Bir daha dokunmamış kimse, doğrusu dokunamamışlar. Dokunmanın yasak olduğu bir yer oluvermiş o geceden sonra bölge. Çünkü bu ölümle aynı anlama gelebilecek bir hareket olurmuş. Radyasyonun katil kimliği bölgede sinsice dolaşırken kimse dur diyememiş. Bir duman ardından derin bir koku duyulmuş. Bu ölümün kokusu olsa gerek! Yaşanan patlama sonrasındaki kayıtlar incelendiğinde yoğun bir yağış haritası göze çarpıyor. Katil ölümcül dokunuşunu bulutlara yükleyerek dünyanın birçok noktasına taşımayı başarmış. Türkiye bu patlamadan nasibini fazlası ile alan bir bölge olarak ilan edilmiş tabiki. Özellikle Karadeniz üzerinden düşen yağmurlar ile birçok insan, bitki örtüleri ve topraklar radyoaktif partikülleri bünyesinde hapsetmek zorunda kalmış. Bu süreçte dünyaya gelen bebekler, hasatlar ve hava şartları olayın korkunçluğunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Yaklaşık 40 bin kişinin bu felaketten etkilendiği ve kanser olduğu tahmin ediliyor. Hatta şu şekilde bir veri bile sunulmuştur; GreenPeace’e göre 2065 yılında ortalama 600 bin kişinin bu olayın süregelen etkilerinden dolayı kanser olacakları söyleniyor. 

Bölge yıllar sonra birçok kişi tarafından ziyaret ediliyor. Hala koruma altında olan ve radyoaktif gazların durmak bilmeyen saldırısına karşı önlemlerin devam ettiği bölge, adeta sonsuz boşluğun somut halini andırıyor. Karşılaşılan boş salıncaklar, ocaklarda bırakılan yemekler, siyaha bulanmış oyuncaklar, okunmayı bekleyen kitaplar, bir çift ayakkabı…

Hangi çocuk bu? Nerede şimdi? Hayatta kalmış mıdır acaba? Yaşıyor olduğunu düşünsek bile hafızası devam etmeye fırsat tanıyor mu?

Bölgede toprağın altı üstüne getirilmiş. Söz gelimi değil! Toprak üzerindeki radyoaktif partiküllerin etkisini azaltmak amacı ile topraklar değiştirilmiş. Bölgede yer alan ağaç evler toprak altına gömülmüş. Belki tüm bunlarla birlikte birçok aile bu şekilde yok olup gitmiş. Reaktör çevresi günümüzde kurşun bir malzeme ile kaplanarak içeride hala salınımını sürdüren radyasyonun dışarıya çıkması engellenmeye çalışılmıştır. Fakat kullanılan malzemenin garantisinin 100 yıl olduğu ve bir sonraki neslin yeniden güvenlik için bir kalkan ile kuşatılması gerektiği bilgisi de paylaşılmıştır. Günümüzde, yaşanan acı olay birçok kişi tarafından kaleme alınarak üzerine eserler çekilmiştir. Her ne kadar başarılı parçalar ile karşılaşsak da muhtemelen anlamamızın asla mümkün olmayacağı bir konu olarak kalacaktır.

Şunu düşünmeden geçemiyorum; bize ne olacak? İnsanlık tarihinin acıyı bir yaşam koşulu olarak önümüze sunduğu bu olaydan nasıl sağ çıkabileceğiz? Tüm bu olanları araştırıp, dinlerken göz pınarlarımda bir yanma hissi peydahlandı. Nefes alışverişimin değiştiğini farkettim ve içimdeki o acımasız kaygı hissini de söylemeden geçemeyeceğim.

 

  • tarih
  • çernobil
  • chernobyl

BLOG

Dijital Reklam Ajanslarının
İhtiyaçları Blogumuzda

Logo tasarımından, reklam filmlerine kadar tüm konuları ele aldığımız blogumuzu inceleyebilirsiniz. Sizde dijital reklam ajansları için önemli bilgiler öğrenebilirsiniz.

Yorum Yap
Yorumlar
  • Yorum Bulunamadı.